“`html
Devlet Bahçeli’den Suriye’deki Gelişmelere İlişkin Açıklamalar
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Salı günü TBMM’deki grup toplantısında, Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında artan gerilimle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, “Şam’ın güvenliği, Ankara’nın güvenliğidir” ifadeleriyle durumu vurguladı.
Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Bahçeli, “Suriye halkının mutluluğu, güvenliği ve birliği Türk milletiyle birebir örtüşmektedir” dedi.
Bahçeli, özellikle YPG ve SDG’nin fiili ve saldırgan tutumları konusunda endişelerini dile getirerek, “Devlet içinde devlet gibi hareket eden bu yapılanmaların sürdürülebilirliği kesinlikle mümkün değildir” şeklinde konuştu.
Bahçeli, Suriye’nin doğusunda SDG/YPG’nin kontrolünde bulunan Fırat Nehri’ne yönelik bir harekât sinyali vererek, “Fırat’ın batısındaki terörist faaliyetlerle birlikte doğusundaki tehditler de temizlenmelidir. Ayn El Arap’tan Kamışlı’ya kadar olan bölge etkili bir temizlik operasyonu ile güven altına alınmalıdır” şeklinde ekledi.
Bahçeli, Şam yönetiminin SDG’ye karşı yürüttüğü operasyonlarla ilgili, “SDG/YPG’nin bulunduğu alanlardan Suriye ordusunun güçleriyle çıkarılması sağlanmalıdır” dedi. Halep, Rakka ve Deyrizor’un “esaretten, baskıdan ve işgalden kurtarılması gerekmektedir” ifadesini kullandı.
SDG/YPG’nin 10 Mart 2025 tarihinde Şam yönetimi ile kabul ettiği sekiz maddelik mutabakatta ortaya çıkan direnişe dikkat çeken Bahçeli, “Bu mutabakata karşı çıkan, her fırsatta ayak sürüyen ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG, bir süpürme harekâtıyla bulundukları alanlardan zorla çıkarılmalıdır” açıklamasında bulundu.
Bahçeli, son gelişmeleri “hem Suriye, hem de bölge ülkeleri ve Türkiye açısından oldukça önemli” olarak değerlendirdi.
’27 Şubat Çağrısını Baltalama Girişimi’
Bahçeli, “SDG/YPG terör örgütüdür” diyerek, Kürt kardeşlerimizin farklı bir kimlik altında temsil edilmesinin bir yalan olduğunu söyledi. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “silah bırakma çağrısı”nın SDG ve YPG tarafından nasıl baltalandığını ifade etti.
Bahçeli, “Terör organize edilen suikastların amacı, terörün sona ermesi olan 27 Şubat çağrısını tersine çevirmekti” şeklinde açıklamada bulundu ve bu durumu PKK’nın kendi yönetime karşı yaptığı bir manipülasyon olarak değerlendirdi.
Bahçeli, “Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı oluşturulmaktadır” diyerek, 18 Ocak Pazar günü Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının önemine vurgu yaptı. “Sıkışınca teslim bayrağını çeken SDG/YPG, Şam yönetimiyle bir ateşkes ve entegrasyon anlaşması imzalamak durumunda kalmıştır” dedi.
Bahçeli, Suriye’de yaşayan etnik grupların barış içinde bir arada yaşamak istemelerinin kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
‘Üniteryan Yapıdan Taviz Verilmemeli’
Suriye’nin geleceği hakkında da konuşan Bahçeli, “Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayanan üniteryan bir yapının tesis edilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, federasyon, konfederasyon ve özerklik gibi yaklaşımların, eski çatışma hatlarının yeniden canlanmasına yol açabileceğine dikkat çekti. “Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması gerekmektedir” dedi.
Hiçbir kesimin yok sayılmaması gerektiğini de vurgulayan Bahçeli, “Terörizm bir çukurdur, bitmesi mümkün değildir” açıklamasında bulundu.
İlgili
Öcalan’ın 10 Mart Vurgusu
PKK lideri Öcalan, yeni yıla yönelik yazdığı ve 30 Aralık Salı günü yayımlanan mesajında, Suriye’deki güncel durumu ve SDG ile Şam yönetimi arasında imzalanan 10 Mart mutabakatını ele aldı. Anlaşmanın uygulanmasının süreci “rahatlatacağını ve hızlandıracağını” belirtmiştir savunmuştur.
Öcalan, Türkiye’nin bu süreçte “kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık” bir rol üstlenmesinin hem bölgesel barış hem de Türkiye’nin iç barışı açısından önemli olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 22 Aralık Pazartesi günü Suriyeli mevkidaşı ile Şam’da gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, “SDG’nin ilerleme kaydetmeye niyetli olmadığını” ifade etmiştir.
Fidan, “Burada bunun sebepleri üzerinde de konuştuk. SDG’nin belirli faaliyetlerini İsrail ile koordinasyon içerisinde yürütmesi, aslında Şam ile yürütülen görüşmelerde büyük bir engel teşkil etmektedir” dedi.
İlgili
SDG ile Şam Yönetimi Arasındaki Kriz
Yeni yılın başlangıcı ile Suriye’deki mevcut Şam yönetimi ile Suriye’nin kuzeyindeki SDG arasında Halep’te başlayan çatışmalar sonrasında yaşanan gerilim, SDG lideri Mazlum Abdi’nin birliklerinin Fırat’ın doğusuna çekileceğini duyurması ve Eş-Şara’nın ülkede Kürt haklarını güçlendiren bir başkanlık kararnamesi yayımlaması ile sakinleşmiş gözüküyordu.
Ancak Suriye ordusu gece yaptığı operasyonla Tabka’yı ele geçirerek Rakka vilayetine doğru ilerlemeye devam etmiştir. Duyuru yapıldığında Suriye birlikleri Rakka şehrinin büyük bir kısmına ulaşmıştır.
Rakka ve Deyrizor’daki SDG’yi desteklemeyen silahlı Arap aşiretleri de Şam yönetimini destekledi. Akşam saatlerine gelindiğinde SDG; barajlar, petrol ve gaz sahaları dahil olmak üzere önemli topraklarının ve altyapısının büyük bir kısmını kaybetmiştir.
Bölgedeki bir Associated Press (AP) muhabiri, büyük askeri konvoyların Rakka şehrine girdiğini ve bölge sakinleri tarafından karşılandığını bildirmiştir. SDG’nin ise geri çekildiği gözlemlenmiştir.
SDG, Tabka’yı 2017 yılında, Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Suriye ve Irak’ta yayılmasını engelleme operasyonları çerçevesinde ele geçirmiştir. IŞİD, kontrolünün en güçlü olduğu dönemde Rakka’yı başkent ilan etmişti.
Suriye hükümeti, 18 Ocak Pazar günü SDG ile bir ateşkes ilan ettiğini duyurdu. Bu gelişmeyle birlikte hükümet, ülkenin neredeyse tamamının kontrolünü ele geçirirken, 10 yılı aşkın süredir kuzeydoğuyu yöneten Kürt liderliği de tasfiye edilmiştir.
Duyuru, bu ayın başlarında Şam yönetiminin güneyde büyük bir harekât başlatmasının ardından geldi. SDG’nin Halep ilinin doğusundaki gergin hattaki ilk çatışmalarının ardından büyük ölçüde geri çekildiği görülmüştür.
“`